DOCTYPE html PUBLIC "-//W3C//DTD XHTML 1.0 Transitional//EN" "http://www.w3.org/TR/xhtml1/DTD/xhtml1-transitional.dtd"> GÜLÜMSE


YORUMSUZ KALSIN :)

Birkaç gündür blogcu'nun yeni süprizi ile mücadele ediyorum. Yazılan yorumları onaylayamadığım gibi, önceki yazılanlar da gözükmüyor.
Attığım maile genel bir sorun olduğunu, düzeltmeye çalıştıkları şeklinde bir yanıt geldi. Ama yeter Kahkaha
Eski alışkanlıklar, eski yazılarım derken..bir blog burada, yedeği blogspotta idi.
Artık buraya yazı eklemiyeceğim bilginize..

www.vili-gulumse.blogspot.com 'da olacağım.

Not: Bu şablonumu blogspot'a taşımama yardım etme tekliflerini de geri çevirmem bu aradaMahçup

vv.

29.8.2008 | Kategori: Benden | Yorum (11) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Başlangıç..


Uzandım usulca..
Tüm yoklukları koyup yanıbaşıma,
Vardıklarımla geldim...

***
Güneşe dair,
bahara dair dedimse umutlar,
Yeni bir başlangıç olsun, her son....
***

Ve,
Günümü aydınlatan,
İçimi ısıtan,
Bir söz olsun,
Belki,
   sadece benim dudaklarımdan dökülen.

vv. 26/05/2008

28.8.2008 | Kategori: Siirlerim | Yorum (2) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Kendim için :)



ben mi? evet...
bir gün çıkıp gideceğim kapıları, evleri, dergileri, hüzünler bırakarak...
bir çiçek merhaba diyecek...
hoşgeldin diyecek dağ...
orman gülümseyecek...
anımsayışların, bekleyişlerin, ümitlerin ya da ümitsizliklerin
hırsların, yarışların, tasaların kalktığı yerde
tam anlatının, salt anlatının kaldığı yerde başlayacak şiir...
hiç kimseye seslenmeyen, kendi kendine yeten sadece...
kendi mantığı; kendi güzelliği içinde tutarlı...
ama halkın yaşantısı girecektir oraya, çünkü yaşayan büyük
bir şeydir halk...
deniz ve ufuk girecek, karınca yuvaları, gökyüzü, kozalaklar
ve kopuk ve artık hasetsiz bir aşk...
yani sevişmek denizle, koşulsuz, önyargısız, hesapsız...
yani uzanmak ve düşünmek binlerce yıl..
doğan, ölen ve yaşayan şeyleri...
doğumu, ölümü ve yaşamayı
yani dingin ve büyük olan herşeyi anlatmak...
ben mi?evet. çıkıp gideceğim bir gün...
tasasız, gözyaşsız, geride birşey bırakmadan ve birşey beklemeden
ilerde...
sadece yağmur sularından pırıl pırıl bir yürek
artık kendi kendinin anlamı ve nedeni olan bir yürekle...

Ataol Behramoğlu

26.8.2008 | Kategori: Gunluk | Yorum (6) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Gülen Şiir..



Sabah ayazında düş/tün aklıma..

Gece uykuya emanet ederken göz kapaklarımı,

Kirpiğimin ucundaki incelikten,  düştün belki de.

 

Sen,

    uyanırken düş/ündün mü?

 

Sabahlara uyanmak, seninle mi güzel?

                                benimle mi güzel?

 

Bir ince belli, büyük bardaktan içerken açık çayımı,

Çayıma eşlik eden tatlı kurabiyelerim gibi,

İkiye böldüm her ne varsa,

Biri senin payındır diyerek.

 

Hasretle yudumladım seni..

 

Gözlerimi kaparken gördüğümü sandığım,

Mavi denizin üzerinde uçan beyaz martı kadar düş/tün..

Olsun…

Sabahlara uyanmak, seninle mi güzel?

                                Benimle mi güzel?

Sen sadece ondan haber ver.

 

vv. Ağustos 2008

21.8.2008 | Kategori: Siirlerim | Yorum (9) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Günün özü..

Görmeni istediklerini gösteriyorlar,

Görüyorsun.

Kandırılıyorsun!


Görmeni istemediklerini hissediyorsun,

Hissettirmiyorsun.

Kandırıyorsun!

 

vv. Ağustos 2008

20.8.2008 | Kategori: Siirlerim | Yorum (4) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Öylesine..


MARTI
Her vapur dumaninin ardina
yüregi sicak
bir insan sanip takilirken
tüyleri islanan bir marti oldugumu
hem azarlayan
hem de sirtima havlu koyan anneme anlatamam

Kanadim kirilsa da konmam
deniz kiyisindaki
hiçbir caminin minaresine
kubbeye tüneyen martilarin
keyiflerince uçmalarini bekleyen imam
ezani geç okudugu için sürülünce
bir dag köyüne

Birazcik daha sabredin diyorum
eski bir sokagin kivriminda
yolun iki ucunu gösteren
trafik aynalarina
hüzün modeli arabalar
kirilmamaniz için örgütleniyor
dolmus duraklarinda

Denize düsen bir gazetedeki
ölüm ilanindan ögrenirim
mendirege attigi çakiltasiyla
ürken martilarin
alkisa benzeyen kanat seslerini
selamlayan yasli adamin
unutulan bir tiyatrocu oldugunu

Gece yarisi söndürülünce isiklarini
kuytu bir iskelede
ne yaptigini görürüm
iki yakasi arasinda Istanbul'un
koltuklarinda günboyu
kadin kalçalarinin izlerini
biriktiren vapurun

Yanindan ayrilmam deniz fenerlerinin
fotografina benzemeyen
heykelleridir çünkü
idam sehpasina çikinca
asagida asilmasini bekleyenlerin
yüreklerindeki sivri kayaliklari
isigiyla aydinlatan devrimcinin

Uyandiririm çigliklarimla
kiyisinda karni aç yatan çocuklari
yiyecek aradigim kent çöplügünün
ama bir parça olsun
koparmam beyazligindan
bilirim ki Kiz Kulesi
dogum günü pastasidir özgürlügün!...

Sunay AKIN

19.8.2008 | Kategori: Sevdigim Siirler ve Yazilar | Yorum (1) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Usulca..



İncindin mi diye sordu?

  gözlerinde anlayamamanın verdiği

    kederle...

 

Yok dedi usulca,

    kendi sesini kendisi bile duyamayarak..

 

Hüzün gözlerinin bebeğinde parlıyandı...


   avuçlarının içinde terleyen,

        omuzlarında bir yüktü...

 

Bir anı, bir anına uymayandı...

 

İncindin mi diye sordu?

  sesinde saklamaya bile çalışmadığı,

         nasıl olur tonu ile !

 

Yok dedi gülümseyerek.


Katmer katmer yayılan,

              acıya inat.......

 

vv  23.7.2007

18.8.2008 | Kategori: Siirlerim | Yorum (1) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Ezginin Günlüğü / Bülent ORTAÇGİL



Emre Aydın'ın bir şarkısı var "ben ordaydımmmm" diye başlayan:) Evet, "biz ordaydık" Mel ve ben..
Salı akşamı  artık işyerlerimizin de birbirine yakın olması nedeni ile buluşup, bol dedikodu eşliğinde yemeğimizi yedik. Otobüse kurulup, yine susmamacasına konuşma sözü vermişcesine yola devam ederken..nereye ve niçin gittiğimizi unuttuk sanırım:) Ve Rumeli Hisarı'nın biraz yakınlarında bulduk kendimizi..Sonrası, karanlık sokaklarda kahkahalara eşlik eden gözyaşları eşliğinde bir yürüyüştü :) Hatta yolun yarısında karşılaştığımız "bunlara sorsak mı acaba, soralım mı" derken  onların dönüpte "rumeli hisarı'na giden" yolu sormaları bizde ki makaraların iyice salınıp gitmesine neden oldu :))

İlk Bülent Ortaçgil sahnedeydi. Ve ben ilk kez konserde dinledim. Doğal, sempatikti :) Uzun süre gitarları akord etmeye çalıştıysa da, bunu da esprileri ile hoş hale getirdi:) Bir itiraf Fikret Kızılok ile yazdığı, çocuk şarkıları albümü olan Light albümündeki şarkıları dinlerken, birazcık uyukladım:) Mavi kuş, olmalı mı olmamalı mı, bu su hiç durmaz, beni katagorize etme ...güzeldi.
Ezginin Günlüğü ise..
İkinci kez canlı izleme şansım oldu. Hüsnü ARKAN'ın çok içten Mel'in dediği gibi "yaşayarak" şarkıları seslendirmesi oldukça ilginç:) Eylem ATMACA'yı ise bayan olmama rağmen zerafeti, sesinin tonu ile çok beğeniyorum. Sadece Çeyrek cd'lerindeki şarkılardan söylemiş olsalar bile keyifliydi..sevmesen ölürdün sevdin ama yine öldün, martı, eksik bir şey, leyla, hişt, gemi, 1980 vs.vs. çok çok keyifliydi.

15.8.2008 | Kategori: Benden | Yorum (0) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Kraliçe'nin Soytarısı / Philippa Gregory



"Boleyn'in Kızı" nı sinemada izledikten sonra, filmin devamı düşüncesi ile kitabı okumaya başladım.  Aslında benzer entrikalar, hesaplar içerisinde yaşanan olaylardı okuduğum.
Hannah..Bir yahudi ailenin kızı. Sürekli kaçmak ve dinlerini saklamak zorundalar. Annesinin İspanya'da yakılarak öldürülmüş olması, yüzünde is lekesi var hissini unutturmuyor.  Ve bazen içten gelen..sözler dökülüyor ağzından. Ve bunu bilen/anlayan kişiler onu yanlarında tutmak istiyorlar...Babasına matbaa da kitap basımında yardım ettiği bir gün, yanlarına gelen 3 kişi ile hayatı farklı yöne akmaya başlıyor. Kraliçe'nin soytarısı olarak kendi içindekiler ve söylemesi gerekenler arasında ki çelişkiler de buluyor kendini...
Ve tabii Kraliçe olmayı başarabilen Mary, Prenses Elizabeth, sözlüsü Daniel okurken tanıdığım diğer başrol oyuncuları idi aslında:)

Kalın bir kitap olmasına rağmen, tasvirleri ile sıkmayan..gündelik yaşamın içinde imiş gibi hissettiren bir anlatımı var.

http://www.ideefixe.com/Kitap/tanim.asp?sid=W2DFHM6JH5JK89JN29NN

15.8.2008 | Kategori: Benden | Yorum (1) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

" ah şu papatya falları.."




Sarı-beyaz bir papatya elimde tuttuğum..

Kopartırken beyazlığını..

Sorumu bir ben biliyorum,

             Bir o…

  Kalırken tek sarı nokta elimde.

  Cevabı bir o biliyor,

             Bir de sen..

          vv.13/8

Yorum (3) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

<Önceki Yazılar | Sonraki Yazılar>




Tasarım: Pannasmontata - Uyarlama: Emre Özçelik